Zeytin bahçeleri imara, ranta, betona yenik düştüler…
Yaşlı zeytin ağaçları, portakal bahçeleri kurban edildiler.
Gelecek nesillere tertemiz bir hava, yemyeşil bahçeler bırakılmıyor.
Tarıma elverişli araziler birer ikişer imara açıldı ve yeşil kaybetti, beton kazandı.
Memleketi önce kuşlar terkettiler sonra okumuşlar ve yüzlerce, binlerce beyin göçüyle geriledik…
Elin ülkeleri tarihine, eski evlerine, ağaçlarına, bahçelerine bütün güzelliklerine sahip çıktılar, bizse birer birer yok ettik. Eskiye ait ne varsa yıktık, bitirdik. Atalarımızdan kalan mirasları yok ettik. Ortak tarihi yaşam kültürümüz azalınca her şey ranta, paraya, çıkara, yalana dönüştü…
Şehrin doğusundaki o güzelim zeytin ağaçları köklerinden sökülmeye başladı.
Arabamızla, bisikletimizle geçerken; yahut yürürken kokularına, görüntülerine hayran kaldığımız bu bahçeler yarın yok bilesiniz.
Mustafa Faik Üstün caddesinden geçerken içimiz yanıverdi.
O ağaçların, kuşların seslerini duyan var mı; ya bunları diken, büyüten, emek harcayanları hatırlayan?
Son kez bakın onlara…