İYİ Parti Kozan İlçe Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı ve Tarımsal Sulama Uzmanı Alper Ceylan, Otağ TV’de Yalçın Kara’nın canlı yayın konuğu oldu. Ceylan suya sabuna dokundu, Türk çiftçisi üzerinde uygulanan sinsi oyunları deşifre etti. “Fotoğraf çektirmekle siyaset ve STK işlevleri yerine getirilemez” dedi. Tarımın bitirildiğini ve yangın yeri haline getirildiğini söyledi.
İYİ Parti Kozan İlçe Teşkilat Başkanı Alper Ceylan, tarımdan sulama sorunlarına, Kozan’ın altyapısından yerel yönetime, siyasetteki güven kaybından demokrasi tartışmalarına kadar birçok konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yaklaşık 26 yıldır tarımsal sulama sektöründe hizmet verdiğini belirten Ceylan, çiftçinin artan maliyetler karşısında zor durumda olduğunu söyledi. Kozan’ın sahip olduğu potansiyelin yeterince değerlendirilemediğini savunarak, “Kozan dünyanın cenneti. Ancak bu güzelliklerden ve imkânlardan yeterince faydalanamıyoruz” dedi.
“AKARYAKIT 100 LİRA SEVİYESİNE
ÇIKARKEN MISIR FİYATI YERİNDE
SAYDI”
Yaklaşık 26 yıldır Kozan ve çevre ilçelerde tarımsal sulama projeleriyle uğraştığını söyleyen
Ceylan, üreticinin durumunu şu sözlerle özetledi:
“Çiftçinin ne yaşadığını, hangi şartlarda üretim yaptığını yakından biliyorum. Bugün üreticinin en büyük sorunu artan maliyetler ve emeğinin karşılığını alamaması. Akaryakıt fiyatları, gübre, tohum, ilaç ve diğer tarımsal girdiler sürekli yükseliyor. Akaryakıtın 36 liradan 100 lira seviyelerine çıktığı bir süreç yaşadık. Buna karşılık mısır fiyatının 11,5 liradan 13 liraya yükselmesi, üreticinin maliyet artışını karşılamaya yetmiyor. Girdilerdeki artışın üretici üzerindeki yükü çok ağır. Üretici tarlasını hazırlıyor, ekiyor, suluyor, gübreliyor, ilaçlıyor. Bütün masrafları kendisi karşılıyor. Ancak ürününü satmaya geldiğinde istediği fiyatı bulamıyor. Üretici kazanamazsa tarım sürdürülemez. Tarım sürdürülemezse bundan yalnızca çiftçi değil, bütün şehir etkilenir.”
“ÇİFTÇİNİN ÜRÜNÜ DALINDA KALIRSA
ESNAF DA DÜKKÂNINI KAPATIR”
İlçe ekonomisinin tarıma dayalı olduğuna vurgu yapan Ceylan, sözlerine şöyle devam etti:
“Kozan tarımla ayakta duran bir ilçe. Çiftçinin ürünü dalında kalırsa esnaf da iş yapamaz. Esnaf iş yapamazsa dükkânlar kapanır. Dolayısıyla tarımda yaşanan sorunlar yalnızca tarım sektörünün sorunu değildir; Kozan’ın ekonomik geleceğini de doğrudan ilgilendirir. Hurmanın açılış fiyatı 40 TL’den açıklandı. En son 30 TL’ye düştü. Azerbaycan’dan hurma gelmiş. Daha da düşebilir. ”
“TARSİM ZARARI KARŞILAMIYOR,
NAKLİYE YÜKÜ BELLERİ BÜKÜYOR”
Doğal afetler ve yüksek lojistik maliyetleri nedeniyle üreticinin çaresiz kaldığını ifade eden Ceylan, rakamlarla tabloyu göz önüne serdi:
“Dolu ve don nedeniyle ürününü kaybeden üreticilerimiz var. Özellikle hurma ve narenciye üreticileri ciddi sıkıntılar yaşıyor. Üretici bir yıl boyunca emek veriyor, masraf yapıyor ama doğal afet geldiğinde bütün emeği bir anda zarar görebiliyor. TARSİM kapsamında zarar gören çiftçilerimizin aldığı ödemelerin de bazı durumlarda yaşanan zararı karşılamadığını görüyoruz. Üretici, hem ürün kaybıyla hem de borçlarıyla baş başa kalıyor. Desteklerin üreticinin gerçek zararını karşılayacak şekilde ele alınması gerekiyor. Bir tarafta üreticinin yaşadığı kayıplar var, diğer tarafta yüksek maliyetler. Bu şartlarda çiftçinin yeniden üretime devam edebilmesi için daha etkili desteklere ihtiyaç duyuluyor.”
Narenciye üreticisinin de benzer sorunlar yaşadığına değinen Ceylan:“Narenciye üreticisi de zor durumda. Yangın yeri. Soran yok. Mandalina ve limon gibi ürünlerde üreticinin eline geçen fiyatlar çok düşük seviyelerde kalabiliyor. Erken mandalinanın 2 lira, limonun da 2,10 lira civarında konuşulduğu bir dönemde üreticinin maliyetlerini karşılaması kolay değil. Üreticinin ürününü dalından toplatması, kasalaması, yükletmesi ve pazara ulaştırması gerekiyor. Nakliye masrafları da çok yüksek. Bir kamyon limonun taşınması için 78 bin lira gibi rakamlar konuşuluyor. İstanbul’a nakliye için 130 bin lira seviyesinde maliyetlerden söz edildiğini duyuyoruz. Bu rakamların hangi koşullarda oluştuğu ayrıca incelenmeli; ancak nakliyenin üretici üzerindeki yükü açık.”
“DIŞ PAZARDA MÜCADELE
GÜCÜMÜZÜ KAYBEDİYORUZ”
İhracat kanallarının korunması gerektiğinin altını çizen Ceylan:
“Bir de ihracat meselesi var. Üretici yalnızca tarlasındaki ürünü yetiştirmekle işini bitirmiş olmuyor. Ürünün pazarlanması, ihracat kanallarının açık tutulması ve üreticinin emeğinin karşılığını alması gerekiyor. Pazar kaybedildiğinde bunun bedelini en çok çiftçi ödüyor. Eskiden ürünlerimizi sattığımız bazı pazarlarda bugün başka ülkelerin daha etkin olduğunu görüyoruz. Rusya’daki, Ukrayna’daki pazarlarımızı Mısır, Azerbaycan, İran ve Çin gibi ülkelere kaptırdık. Bizim giderlerimiz çok pahalı olduğu için bizim malımız orada pahalı kaldı. Geçen sene Mısır 11,5 TL idi. Mazot 36 TL idi. Bu sene Mısır 13 TL. Mazot 100 TL. İlaç ve gübre, mısır tohumu % 100 arttı. Bunlar Buğday, arpa ve narenciye için de geçerli. 25 TL kilosu olan gübre 40 TL. İlaç geçen sene 1.400 TL. Bu sene 2.500 TL. Bu girdi ve maliyetlerle nasıl pazar kapacaksın. 2 tane gemi yollayamıyoruz. Hani İHA, SİHA satıyorduk. Asrın lideriydik. Türkiye’nin üretim gücünü koruması ve ihracat pazarlarını geliştirmesi gerekiyor. Tarım bitti. Yangın yeri şuan. Bizim üreticimiz çalışkan. Toprağımız da iklimimiz de üretime elverişli. Fakat üreticiyi yalnız bırakmamak, girdi maliyetlerini kontrol altına almak ve ürünün pazara ulaşmasını sağlamak zorundayız.” dedi.
“TARIM BAKANLIĞININ GÖREVİ
SAKSIYA FİDAN DİKMEYLE SINIRLI OLMAMALI”
Tarım politikalarını ve saha uygulamalarını eleştiren Ceylan: “Saksıyla fidan diken tarım bakanın olduğu bir ülkede ne kadar tarımı konuşabiliriz. Devletteki kurumların çoğu bu şekilde. Bir bakanımız küspe açığımız var dediğinde. Diğer bir bakanımız küspe ekilsin dedi. Küspe ekilmez. Üretilir. Tarım Bakanlığının görevi yalnızca sembolik çalışmalar yapmak değil, üreticinin gerçek sorunlarına çözüm üretmektir. Saksıya fidan dikmek elbette kötü bir şey değildir ama üreticinin tarlada yaşadığı sorunlar ortadayken asıl meseleye odaklanılması gerekiyor.”
KANADA ÖRENEĞİ VE ÇİFTÇİYE VERİLEN DERĞER
Kanada’da yaşanıyor bu olay. Konuştuğum kişi dedi ki: “Oturuyordum, memurla konuşurken müdür yan tarafta duruyordu. Kalktı, ceketinin düğmesini ilikledi, kapıya kadar gidip bir adamı karşıladı. Ofisine aldı, çay-kahve ikram etti ve tekrar aynı şekilde kapıya kadar uğurladı.”
Ben de gayriihtiyari sordum; Kanada’ya yeni gelmiştim, “Bu milletvekili mi, bakan mı?” dedim. “Yok” dedi, “bu çiftçi.” Şaşırdım tabii. “Nasıl olur?” diye sordum. Biz çiftçiye çok değer veririz; Kanada’da en güzel arabaya çiftçiler biner, en zengin insanlar çiftçilerdir, en güzel evlerde çiftçiler oturur. Ve adam şunu söylemişti: “Eğer onlar olmazsa biz açlığımızdan ölürüz.”
KOZAN EKONOMİSİ VE ÇİFTÇİNİN DURUMU
Bakın, Kozan’da meyve dalında kalsın, yarın narenciye… Kozan’ın %70’i bununla geçiniyor. Ne kebapçısı çalışır, ne giyimcisi, ne pastanecisi çalışır; hiçbir şey çalışmaz, yok olur gider. %70’i çiftçilikle para kazanıyor; malını satamazsa ne yapacak?
Bir de şu var: Çiftçi bu haldeyken hibe veriyorsun, “Güneş enerjisi yaptırın, pompalarınıza devlet hibe veriyor” diyorsun. Sonra dönüp güneş enerjilerine ceza yazıyorsun. Gidin Adana’da sorun, şu an güneş enerjisiyle sulama yapanlara ceza yazılıyor. Hibe verdiklerine de yazılıyor, kendi imkânıyla yapanlara da yazılıyor. Cezalar da yüksek; en düşük 150.000, 200.000 Lira yazıyorlar.
Kozan Barajı ve Sulama Sistemindeki Yanlışlar
Kozan’da sorun bitmiyor ki… Günlerdir baraj açık, su boşa akıyor. Defalarca Sulama Birliği Başkanını aradık, yanına da gittim. Bize yapılan açıklama çok gülünç. Diyorum ki: “Neden böyle yapıyorsunuz, neden barajı açtınız?” Diyor ki: “Önümüzdeki aylarda çok yağmur yağacak, sel olmasın diye.” Siz nereden biliyorsunuz yağmur yağacağını, Allah’la anlaşma mı yaptınız? O baraj zaten tarımsal sulama için yapılmış.
Buraya kapalı devre sistemi geliyor ama yapımı yanlış. Yedi Göze’den geliyor ama dinlendirme havuzu yok. Toprağı çökertip içine mil gitmesin diye önce dinlendirme havuzları ve filtre sistemi yapılır, sonra kapalı sisteme girer. Bu direkt gidiyor; 14 kilometrelik bölüm açıkta, köylerin içinden geçiyor. Dağların arasında olduğu için aşırı yağmurlarda içine mil ve toprak doluyor. Bu da bütün damlamaları tıkıyor. İnancınız olsun, damlama da yapıyoruz yağmurlama da; kazancımızın yarısı filtre temizlemeye gidiyor, hortumlar tıkanıyor.
“Filtreyi temizlemeye gittiğimizde içinden pet şişeler, çöpler çıkıyor. Mil, silt ve kum gelip sistemi tıkıyor. 4-5 yıl ömrü olan bir damlama hortumu bir sezonu zar zor çıkarıyor.”
DIŞA BAĞIMLILIK VE SEKTÖRDEKİ OYUNLAR
Bu damlatan dipler (memeler); üretici ana firmalar Amerika, İsrail ve Yunanistan. Başka ülkede üretilmiyor. Burada yerli firmalarımız var, onlar sadece dışındaki plastiği çekiyor. Bu kimin işine yarıyor? 5 sene kullanacağı mamulü adam 3-4 ay kullanıyor. Çiftçinin üzerindeki oyun çok büyük, çok derin. Dinlendirme havuzu ve filtre sistemi yapılsa o hortum 4-5 yıl kullanılacak. Bir damlamanın maliyeti şu an 12.000 Lira, sen bunun 2.000 Liralık kısmını çöpe atıyorsun.
Yerli ve milli diyoruz ama öyle bir şey yok. Dönüme 2.000 Lira harcadığı hortumu çiftçi topluyor; ya yakıyor ya da hurdacıya veriyor. Yeni sezonda bir daha alıyor. Devamlı dışarıya bağımlısın.
Toprak Satışları ve Sosyal Tahribat
Bu sene üretici narenciyesini satamadı, diyelim kör topal götürdü işi. Önümüzdeki sene de böyle olursa kim yapar çiftçiliği? Satılık ilanlarına bakın; cayır cayır bahçe satılıyor, cayır cayır traktör satılıyor. Yabancılara, İsraillilere, Yunanlara satıldığı söyleniyor. Bölgenin gideceği yer orası.
Kozan’ın artık kendine gelmesi, uyanması ve birlik beraberlik içinde olması gerekiyor. Geçenlerde Döşeme’de sel oldu, bir kardeşimiz vefat etti. Oradaki bir maden firmasının yaptığı yanlış yoldan, derenin debisinin yükselmesinden dolayı oldu bu olaylar. Dağın tepesinden yol açıldı.
Kozan insanı onurludur, şereflidir; borcunu ödemediği zaman daha kötü şeyler olur. Adamın borcu var, meyve dalında kalırsa ne yapacak? 100 Liraya mazot almışsın, dünyayla para verip ilaç, gübre almışsın; tüccar 2-3 Lira veriyor ve kendi de zarar ediyor.
MODERN EŞKİYALIK VE SOYGUN DÜZENİ
İhalelerde de büyük sıkıntılar var. Bir firma gidiyor, örneğin 1 milyara ihaleyi alıyor. Bu firmanın kamyonu, kepçesi yok. Taşeronu çağırıyor, 600 bin Liraya ona devrediyor. 400 bin Lirayı hiç yatırım yapmadan cebine koyuyor.Açık söyleyeyim, bu eşkıya düzeni! Eskiden dağlarda eşkıyalar varmış; giderken yolu keser, fakirin fukaranın parasını alırlarmış. “Geçenden 20 akçe, geçmeyenden 40 akçe…” Şimdi yapılan ise modern soygun! Doğrudan halk soyuluyor.
Bize “Zarar kime yazar?” diye soruyorlar. Kim olacak zararı? Narenciye dalında kaldı mı, bunun zararı bütün Kozan esnafına sirayet eder. Çiftçinin parası yoksa kimsede para olmaz. Eğer çiftçinin cebinde parası olsa —Kanada örneğindeki gibi— inan o filtre sistemlerini altın kaplama yaptırır.
“200 BİN LİRA KREDİ İÇİN SERVET İPOTEK İSTENİYOR,
BÜROKRASİ ÇİFTÇİYİ YORUYOR”
Üreticinin finansmana erişimindeki zorlukları vurgulayan Ceylan:
“Üretici finansmana ulaşmakta da zorlanıyor. Örneğin 200 bin liralık kredi için çok daha yüksek değerde bir taşınmazın ipotek edilmesi, emekli maaşının bankaya taşınması, otomatik ödeme talimatları verilmesi ve dosya masrafları gibi şartlarla karşılaşılabiliyor. Çiftçinin üretim yapabilmesi için finansmana ihtiyacı var. Ancak krediye ulaşmak başlı başına bir mücadeleye dönüşürse üretici nasıl ayakta kalacak? Tarımsal krediler, çiftçinin üretim döngüsüne uygun şartlarda sunulmalı. Hibe başvurularında da bürokratik işlemler üreticiyi yorabiliyor. Çiftçiden aynı belgelerin tekrar tekrar istenmesi, işlemlerin uzaması ve karmaşık süreçler üreticinin zamanını alıyor. Üretici tarlasında olması gerekirken evrak peşinde koşuyor.”
“ÜRETİCİYİ SADECE HASAT DÖNEMİNDE
HATIRLAMAMAK GEREKİR”
Kozan ekonomisi için üretimin baştan sona planlanması gerektiğine değinen Ceylan:
“Kozan’ın ekonomisinin temelinde tarım var. Üretici kazanırsa esnaf kazanır, esnaf kazanırsa şehir hareketlenir. Çiftçinin ürünü dalında kalırsa yalnızca üretici zarar etmez. Nakliyeci, komisyoncu, esnaf ve diğer sektörler de bundan etkilenir. Bu nedenle çiftçinin sorunlarını yalnızca hasat döneminde hatırlamamak gerekiyor. Üretim başlamadan önce maliyetler, üretim sırasında sulama ve girdi sorunları, hasat döneminde de pazarlama ve fiyat meselesi ele alınmalı. Çiftçinin emeğinin karşılığını alması için bütün sürecin planlanması gerekiyor. Üreticiyi desteklemek, aynı zamanda Kozan’ın ekonomisini korumaktır.”
“ADANA LEZZET FESTİVALİ’NDE KOZAN MUTFAGI VE
TURİZMİ TANITILMALI”
Kozan’ın turizm potansiyelinin heba edildiğini savunan Ceylan:
“Kozan’ın sahip olduğu potansiyelin yeterince değerlendirilemediğini düşünüyorum. Dört mevsimi yaşayabildiğimiz, denize ve yaylalara ulaşmanın mümkün olduğu, bir çok meyvenin yetiştiği bir coğrafyada yaşıyoruz. Doğal güzelliklerimiz, turizm açısından değerlendirilebilecek alanlarımız var. Buna rağmen bu imkânları yeterince kullanamıyoruz. Kozan’ın tanıtılması, turizmin geliştirilmesi ve ekonomik hareketliliğin artırılması gerekiyor. Adana’da düzenlenen Lezzet Festivali gibi organizasyonlarda Kozan’ın da yer alması gerektiğini düşünüyorum. Tufanbeyli ve Yumurtalık gibi ilçeler stant açarken Kozan’ın katılmaması eleştiriliyor. Kozan’ın ürünlerini, mutfağını ve doğal güzelliklerini tanıtmak için bu tür fırsatlar değerlendirilmelidir. Kozan’ın adı daha fazla duyulmalı. Burada üretilen ürünler, yetiştirilen meyveler ve doğal güzelliklerimiz daha geniş kitlelere tanıtılmalı.”
“BELEDİYE EĞİTİMDE BAŞARILI AMA YUKARI ÇARŞI VE
ADNAN MENDERES PARKI’NDA YANLIŞ ADIMLAR ATILDI”
Yerel yönetimin icraatlarını değerlendiren İYİ Parti İlçe Başkanı, olumlu unsurları takdir ederken aksaklıkları da sıraladı:
“Başarılı olduğu yönler de var, başarısız olduğu yönler de var. Öğrencilere verilen burslar ve kütüphane çalışmaları olumlu. Eğitim alanında yapılan hizmetlerin kıymetli olduğunu düşünüyorum. Ancak genel tabloya baktığımızda eleştirilmesi gereken konular da var. Yukarı Çarşı için bölgenin canlandırılacağı, hareketleneceği yönünde açıklamalar yapıldı. Fakat yapılan düzenlemelerin ardından park sorunu ortaya çıktı. İnsanlar araçlarını park edemiyorsa oradaki işletmelere nasıl ulaşacak? Bir yere iş yeri açmak tek başına yeterli değil; ulaşım ve otopark meselesinin de çözülmesi gerekiyor.”
Millet Bahçesi projesine de değinen Ceylan:
“Adnan Menderes Parkı da önemli bir örnek. Burası özellikle emeklilerin oturduğu, insanların banka işlerini hallederken uğradığı bir alandı. Bu alanın Millet Bahçesi’ne taşınmasının doğru bir karar olmadığını düşünüyorum. Özellikle yaşlı insanlar için mesafe ve rampa ciddi bir sorun oluşturabiliyor. Emeklinin rahatça ulaşabileceği, dinlenebileceği alanların korunması gerekiyor.”
“ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ BÖYLE KÖTÜ
YOL GÖRMEDİM”
İlçedeki koordinasyonsuz yol ve altyapı çalışmalarını sert dille eleştiren Ceylan: “Kozan’ın yolları çok kötü. Çocukluğum burada geçti, böyle yollar görmedim. Bir sokakta asfalt yapılıyor, insanlar seviniyor; ancak altı yedi ay sonra yol yeniden bozuluyor. Mezarlık yolu ve Kadirli yolu gibi önemli güzergâhlarda da benzer sorunlar yaşanıyor. Burada ciddi bir koordinasyon eksikliği olduğunu düşünüyorum. Bir kurum yolu yapıyor, kısa süre sonra başka bir kurum gelip kazıyor. Gerekli altyapı çalışmaları tamamlanmadan asfalt dökülürse bunun bir anlamı kalmıyor. Önce altyapı tamamlanmalı, ardından asfalt çalışması yapılmalı. Belediyelerin, Büyükşehir Belediyesinin ve altyapı hizmeti veren kurumların birbiriyle koordineli çalışması gerekiyor. Su, kanalizasyon, elektrik, iletişim ve diğer altyapı hizmetleri planlanmadan yol çalışması yapılmalı. Vatandaşın vergisiyle yapılan bir yolun birkaç ay içinde yeniden bozulması kamu kaynaklarının verimli kullanılmadığı izlenimini oluşturuyor. Planlı çalışma yapılırsa hem maliyet düşer hem de vatandaş sürekli aynı sorunla uğraşmaz.” dedi.
“MEZARLIKTA ACİL ÇÖZÜM GEREKİYOR:
CENAZEMİZİ DEFNEDERKEN MEZARLARIN ÜZERİNDEN GEÇTİK”
Kozan Mezarlığı’ndaki doluluk oranına ilişkin acı tecrübesini aktaran Ceylan:
“Yakın zamanda ailemizden birini kaybettiğimizde mezarlıkta karşılaştığımız durumu bizzat yaşadık. Cenazemizi defnetmek için mezarların üzerinden geçmek, aralardan atlayarak ilerlemek zorunda kaldık. İnsanlar mezarlıkta rahatça yürüyemiyor. Yeni defin alanları konusunda acil çözüm gerekiyor. Mezarlıklar, insanların en zor günlerinde ziyaret ettikleri yerlerdir. Burada düzen, ulaşım ve yeterli alan sağlanmalı. Bu konu ertelenmemeli.”
“ALTYAPI YENİLENMEDEN ÜSTYAPIYA
HARCANAN PARA MALİYETTİR”
Büyükşehir ve ilçe belediyesinin koordinasyonuna değinen Ceylan: “Kozan’ın altyapısı uzun süredir çözüm bekleyen konulardan biri. Büyükşehir Belediyesiyle altyapının yenilenmesine ilişkin bir çalışma bulunduğunu ifade ettim. Ayrıntılı ve kesin rakamları ayrıca öğrenmek gerekiyor. Ancak altyapının kapsamlı şekilde ele alınması gerektiği açık. Altyapı yenilenmeden üstyapıda yapılan çalışmaların kalıcı olması zor. Yolların sürekli kazılması, asfaltın yeniden bozulması hem kamuya hem vatandaşa maliyet çıkarıyor. Bu mesele yalnızca bir belediyenin sorumluluğuna indirgenmemeli. İlgili kurumların birlikte hareket etmesi gerekiyor. Vatandaşın beklentisi kimin hangi yetkiye sahip olduğunu tartışmak değil, sorunun çözülmesidir.”
“İNSANLAR KORKUDAN ‘SİZE OY VERECEĞİZ AMA ARAMIZDA KALSIN’ DİYOR”
Siyasal iklim ve toplumsal çekincelere dikkati çeken Ceylan:
“Bugün insanların siyasete güveni azalmış durumda.
Söylem çok ama samimiyet konusunda ciddi soru işaretleri var. Vatandaş, siyasetçilerin söylediklerinin ne kadarının hayata geçirildiğine bakıyor. Sahada bizi olumlu karşılayan insanlar var. Ancak bazıları, ‘Size oyumuzu vereceğiz ama aramızda kalsın’ diyor. Bu söz üzerinde düşünmek gerekiyor. İnsanlar düşüncelerini açıkça ifade etmekten çekiniyorsa burada toplumsal bir sorun var demektir. Bazı vatandaşlar çocuklarının memur, polis, asker veya hemşire olduğunu
söylüyor. Siyasi görüşlerini açıklamaları durumunda
çocuklarının işlerini kaybetmesinden ya da sorun
yaşamasından endişe ediyorlar. İnsanların bu korkuyu hissetmesi doğru değil. Siyasetin vatandaşın kendisini özgürce ifade edebildiği bir alan olması gerekiyor. İnsanlar korkmadan konuşabilmeli, eleştirebilmeli ve tercihini özgürce yapabilmeli.”
“ÜLKÜ OCAKLARINDA YETİŞTİM; DÜRÜSTLÜK VE SAMİMİYET BİZİM İÇİN ESASDIR”
Kendi geçmişi ve siyaset anlayışı hakkında konuşan Ceylan:
“Ben Ülkü Ocaklarında yetişmiş bir insanım.
Geçmişte MHP’de uzun yıllar bulundum. Daha
sonra İYİ Parti’de siyaset yapmaya başladım. İnsanların bizi tanıması ve yaklaşımı konusunda olumlu tepkiler alıyoruz. Bizim için dürüstlük ve samimiyet önemli. Vatandaşın sorunlarını dinlemek, bu sorunları ilgili makamlara taşımak ve çözüm için mücadele etmek istiyoruz. Tarımsal sulama konusunda yaşanan sıkıntıları da ilgili isimlere ilettik. Örneğin kapalı sulama sistemi nedeniyle filtreleri tıkanan çiftçilerin sorunları gündeme geldiğinde milletvekili Ayhan
Barut’la görüşülmesini sağladık. Çiftçilerin
yaşadıklarını anlatmaya çalıştık. Ancak vatandaşın sorununu dile getirmekle iş bitmiyor. O sorunun
çözülmesi gerekiyor. İnsanlar siyasetçilerin kendilerini gerçekten dinlediğini ve sorunlarını
sahiplendiğini görmek istiyor.” dedi.
“ÖZGÜR BASIN DEMOKRASİNİN OLMAZSA OLMAZIDIR,
BASKI GÜVENİ ZEDELER”
Basın özgürlüğü ve adalet vurgusu yapan Ceylan: “Gazetecilerin görevlerini özgürce yapabilmesi gerekiyor. Toplumun sorunlarını gündeme getiren, yöneticileri eleştiren ve kamu adına soru soran gazeteciler demokrasinin önemli bir parçasıdır. Eleştiriye açık olmak zorundayız. Bir gazeteci bir kurumu veya yöneticiyi eleştirdiğinde buna verilen cevap baskı olmamalı. Yanlış bir haber varsa hukuki yollar vardır. Ancak gazetecilerin susturulduğu yönünde bir algının oluşması bile toplumdaki güveni zedeler. Adalet herkes için gereklidir. Bugün bir başkasının yaşadığı haksızlığa sessiz kalan insan, yarın aynı durumla kendisi karşılaşabilir. Devletin kurumlarına duyulan güvenin temelinde adalet vardır.”
Genel merkez görüşmelerini de aktaran Ceylan:
“Genel merkezdeki yetkililerle iletişim kuruyoruz. Kozan’ın ve çiftçinin sorunlarını gündeme getiriyoruz. Ayşe Türkeş Taş ve parti yöneticileriyle görüşmelerimiz oluyor. Kozan’ın ihtiyaçlarının ve taleplerinin dikkate alınmasını istiyoruz. Ancak önemli olan yalnızca görüşmek değil, sonuç almaktır. Vatandaş bir sorununu ilettiğinde bunun karşılığında çözüm görmek istiyor. Biz de sorunların çözülmesi için çalışmaya devam edeceğiz.”
“KOZAN’IN ADAYI MERKEZDEN DEĞİL, KOZAN’IN
İÇİNDEN ÇIKMALIDIR”
Önümüzdeki seçim süreçlerinde yerel adayların öne çıkması gerektiğini savunan Ceylan:
“Kozan’ın kendi içinden belediye başkanı adayını ve milletvekili aday adaylarını çıkarabilecek güce sahip olduğunu düşünüyoruz. Bizim anlayışımız, adayların yalnızca merkezden belirlenmesi değil, yerel teşkilatların ve bölge halkının görüşlerinin de dikkate alınmasıdır. Kozan’ı tanıyan, burada yaşayan, insanların sorunlarını bilen ve vatandaşla doğrudan iletişim kuran isimlerin öne çıkmasını istiyoruz. İYİ Parti Kozan İlçe Teşkilatı olarak belediye başkanı adayımızı kendi teşkilatımızın içinden çıkarmak istiyoruz. Milletvekili adaylığı için de aynı yaklaşımı savunuyoruz. Kozan’ın kendi insanına fırsat verilmesi gerektiğine inanıyoruz. Burada yaşayan, ilçenin sorunlarını bilen, üreticinin ve esnafın derdini anlayan insanlar temsil görevinde bulunmalı. Yeni isimlerin, gençlerin ve farklı yüzlerin siyasette önünün açılması gerekiyor. Teşkilatımızda bu konuda değerlendirmeler yapılıyor. Toplantılarımızı gerçekleştiriyoruz. Ancak isimlerin ve adaylık süreçlerinin zamanı geldiğinde netleşmesi gerekir. Önemli olan yalnızca aday çıkarmak değil, Kozan’ın ihtiyaçlarını bilen ve sorumluluk alabilecek isimlerle yola çıkmaktır. Bizim için esas olan, yerel siyasetin halkla bağını güçlendirmek ve geçmişte yapılan hataların tekrarlanmasını önlemektir.”
“STK YÖNETİCİLİĞİ SADECE UNVAN
TAŞIMAK VEYA FOTOĞRAF VERMEK
DEĞİLDİR”
Sivil toplum kuruluşlarının rolünü ele alan Alper Ceylan:
“Sivil toplum kuruluşlarının ve meslek örgütlerinin halkla iç içe olması gerektiğini düşünüyorum. Bu kuruluşların üyeleriyle sürekli iletişim kurması, onların sorunlarını dinlemesi ve ihtiyaçlarını anlaması önemlidir. Bir yöneticinin yalnızca el sıkması veya fotoğraf vermesi yeterli değil. İnsanlarla oturup konuşması, çayını içmesi, sorunlarını dinlemesi gerekiyor. Üyelerinin sayısı binin üzerinde olan bir kuruluşun üyelerini tanıması, ziyaret etmesi ve beklentilerini öğrenmesi gerekir. Sivil toplum kuruluşları toplumun önemli bir parçasıdır. Ancak bu görevler yalnızca unvan taşımakla yerine getirilemez. İnsanlarla temas kurmak, sorumluluk almak ve verilen sözleri takip etmek gerekiyor.”
“KİŞİSEL EGOLARI BIRAKIP ORTAK AKILLA
HAREKET ETMELİYİZ”
Açıklamalarını Kozan’ın birlik ihtiyacına vurgu yaparak sonlandıran Ceylan:
“Kozan’ın birlik ve beraberlik içinde olması gerekiyor. Herkesin birbirinin arkasından konuştuğu, kişisel çekişmelerin öne çıktığı bir ortam kimseye fayda sağlamaz. Kozan, Adana siyasetinin hareketli ve belirleyici merkezlerinden biri olmuştur. Bu konumunu koruması için insanların ortak hedeflerde buluşması gerekiyor. Siyaset, kişisel egoların yarıştırıldığı bir alan olmamalı. Elbette herkesin görüşü farklı olabilir. Farklı görüşlerin olması demokrasinin gereğidir. Önemli olan farklılıkları düşmanlığa dönüştürmeden ortak sorunlara çözüm aramaktır. Kozan’ın yolları, altyapısı, tarımı, sulaması, esnafı ve gençleriyle ilgili meseleleri var. Bu sorunların çözümü için kurumların, siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte hareket etmesi gerekiyor.”
Kozan’ın geleceğine inandığını ve çalışmaya devam edeceklerini belirten
Ceylan sözlerini şöyle tamamladı: “Kozan’ın hak ettiği değeri görmesini istiyorum. Burada büyük bir potansiyel var. Tarımda, turizmde, ticarette ve doğal güzelliklerimizin tanıtılmasında önemli fırsatlarımız bulunuyor. Ancak bu potansiyelin değerlendirilmesi için somut çalışmalar yapılması gerekiyor. Sürekli ‘Şunu yapacağız, bunu yapacağız’ demekle olmuyor. Vatandaş artık sonuç görmek istiyor. Kozan’ın tarımını güçlendirmeliyiz. Çiftçinin ürününü satabilmesini sağlamalıyız. Sulama ve altyapı sorunlarını çözmeliyiz. Yollarımızı kalıcı şekilde yapmalıyız. Esnafımızın ve gençlerimizin önünü açmalıyız. Kozan gerçekten çok güzel bir coğrafyaya sahip. Buradan kısa sürede denize ulaşabiliyoruz, yaylalarımıza çıkabiliyoruz. Çok çeşitli meyvelerin yetiştiği, doğal güzellikleriyle öne çıkan bir ilçeyiz. Bütün bunları değerlendirmek bizim elimizde. Ben Kozan’ın daha iyi yerlere gelebileceğine inanıyorum. Bunun için çalışmaya, sorunları dile getirmeye ve çözüm aramaya devam edeceğiz. İnsanlarımızın umudunu kaybetmesini istemiyorum. Çiftçimiz üretsin, esnafımız işini sürdürsün, gençlerimiz geleceğe güvenle baksın istiyoruz. Bunun için herkesin sorumluluk alması gerekiyor. Siyasetçilerin de yöneticilerin de vatandaşın sesine kulak vermesi şart. Eleştiriye açık olmak, hataları kabul etmek ve çözüm üretmek zorundayız. Ben eleştiriden rahatsız olmam. Aksine, insanların eksiklerimizi söylemesini isterim. Yanlış yaptığımız bir şey varsa düzeltmeye çalışırız. Önemli olan birbirimizi övmek değil, eksiklerimizi görerek daha iyisini yapmaktır. Kozan’ın birlik ve beraberlik içinde, ortak akılla hareket etmesi gerekiyor. Bu şehir bunu hak ediyor.” diyerek sözlerini tamamladı.
EĞİTİM
22 Ekim 2026SPOR
22 Ekim 2026EĞİTİM
22 Ekim 2026SPOR
22 Ekim 2026SPOR
22 Ekim 2026
1
S.S. Kozan Sancaklı Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve kefalet Kooperatifinin mali genel kurul toplantısı yapıldı
2
Süt ürünleri ile başınız dertte mi? Laktoz İntoleransına sahip olabilirsiniz!
3
Ağa, paşa, bey, efendi, şeyh, şıh, sayın, hazret, müdür, amir, şef, patron vb ünvanlar neyi ifade ediyor?
4
Aybike Atlı ilgi odağı
5
Tarihi Çarşı Yeniden Hayat Buluyor