S E K S E N L E R

S E K S E N L E R

ABONE OL
Eylül 23, 2026 15:26
S E K S E N L E R
0

BEĞENDİM

ABONE OL

79 ve 80’li yıllarda kapı çalındığında ardında telaş değil, içten bir tebessüm bulunurdu. O dönemde misafir ağırlamak bir zorunluluk değil, evlerin bereketi ve hayatın en doğal ritmiydi.

Çat kapı gelen misafir bile baş tacı edilirdi. Çıngıraklı zil çaldığı an evde tatlı bir hareketlilik başlar, hemen salondaki koltukların üzerindeki örtüler düzeltilirdi. Evin en güzel odası olan “misafir odası” haftalarca kilitli bekler, sadece o özel akşamlar için kapılarını açardı.

Kapıdan giren her konuğa ilk iş limon kolonyası dökülür, ferah bir başlangıç yapılırdı.

Gümüş döküm dantelli tepsiler, cam bardaklarda demli çaylar, yanında ev yapımı keklerle ikram edilirdi. Gecenin ilerleyen saatlerinde sobanın üzerinde kestane pişerken, özenle soyulmuş elma ve portakal dilimleri masaya gelirdi.

Televizyonun tek kanallı olduğu, sonradan renklenmeye başladığı o yıllarda asıl eğlence sohbetin kendisiydi. Yetişkinler siyasetten, mahalle hallerinden ve eski günlerden bahsederken; çocuklar sobanın arkasındaki sıcak köşede ya da halının üzerinde sessizce oyunlar kurardı. Saatler ilerlese de kimse “geç oldu” demez, “bir çay daha koyayım” ısrarları havada uçuşurdu.

O yılların misafirliği; lüksten uzak, samimiyetin ve paylaşmanın en saf haliydi. Dönemin ruhunu en çok özleten şey de belki tam olarak o karşılıksız sıcaklıktı.

“Yine Bekleriz” Samimiyeti gecenin ilerleyen saatlerinde, “Biz artık kalkalım, geç oldu” dendiğinde ev sahibinin “Daha karpuz kesecektik, nereye?” sitemi meşhurdu. Misafirler kapıdan uğurlanırken edilen dualar, “Arayı açmayın, yine bekleriz” temennileri samimi ve içtendi.

O yılların misafirlikleri, insanların birbirine ayıracak vaktinin olduğu,  samimiyetin ve komşuluğun hüküm sürdüğü güzel günlerin en büyük kanıtıydı. Çay kokusunun kahkahaya karıştığı, kapıların kilitlenmediği o yılları özlememek elde değil…

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r